Türkiye’de İSG Neden Kağıt Üzerinde Yürür?

Kağıtla Saha Arasındaki Görünmez Duvar
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışan herkesin çok erken öğrendiği bir gerçek vardır: Kağıtla sahayı ayıran görünmez bir duvar vardır. Dosyaların içinde her şey tamamdır; risk değerlendirmesi vardır, eğitim kayıtları vardır, acil durum planı vardır, talimatlar vardır, kurul tutanakları vardır, formlar vardır. Ancak sahaya çıkıldığında başka bir gerçeklikle karşılaşılır: aynı uygunsuzluklar tekrar eder, aynı riskler sürer, aynı aksiyonlar kapanmaz, aynı davranışlar değişmez. Bu iki gerçeklik arasındaki fark, Türkiye’de İSG’nin neden “kağıt üzerinde” yürüdüğünü anlatan en net göstergedir.
Bu durum çoğu zaman “mevzuat ağır” diye açıklanır. Oysa mesele mevzuatın ağırlığı değildir; mevzuatın işletmede nasıl algılandığıdır. İSG, birçok işletmede üretim ve operasyonun yanında tali bir yük olarak konumlanır. Bu konumlandırma, İSG’yi sistem kurma alanı olmaktan çıkarıp “zorunluluğu yerine getirme” alanına çevirir. Zorunluluk yerine getirilince de hedef, risk azaltmak değil, dosya tamamlamaktır. Böylece İSG, kağıt üzerinde kusursuz; sahada ise kırılgan bir hale gelir.
Bu yazı, Türkiye’de İSG’nin neden kağıt üzerinde kaldığını sadece genel tanımlarla değil; sahada yaşanan alışkanlıklar, kurum içi kültür, OSGB modeli, denetim psikolojisi ve çalışma hayatının gerçek dinamikleri üzerinden analiz eder. Çünkü İSG’nin kağıt üstünde kalması teknik bir problem değil; yönetim problemidir.
Amaç vs. Araç: Başarı Ölçütünün Karışması
İSG’nin kağıt üzerinde kalmasının birinci nedeni, İSG’nin “amaç” değil “araç” olarak görülmesidir. Türkiye’de birçok işletme İSG’yi, üretim hedefleriyle aynı masaya koymaz. İSG bir üretim parametresi gibi ele alınmaz. Böyle olunca İSG’nin başarı ölçütü de değişir. Başarı, kazayı azaltmak değil; denetimde sorun yaşamamak, belgeyi tamamlamak ve “görüntüyü” korumak olur. Bu yaklaşım, İSG’nin doğasıyla çelişir. Çünkü İSG’nin testi denetimde değil, sahadaki sıradan gündedir.
Türkiye’de İSG uygulamalarını kağıt üzerinde tutan ikinci büyük faktör, “denetim odaklılık”tır. Denetim yaklaşınca işletme hareketlenir, evrak toparlanır, eksikler geçici şekilde düzeltilir. Denetim geçince gevşeme başlar. Bu dalgalanma, bir sistemin çalışmadığının göstergesidir. Çünkü sistem dalgalanmaz. Sistem süreklidir. Türkiye’de birçok işletmede ise İSG dalgalanır. Bu dalgalanma, evrakı büyütür, sahayı küçültür.
Sahiplik Meselesi ve Karar Mekanizması
Üçüncü neden, İSG’nin işletmede gerçek sahipliğinin belirsiz olmasıdır. Kağıt üzerinde sahiplik vardır: bir sorumlu atanır, bir uzman görevlendirilir, bir hekim gelir. Fakat sahadaki gerçek sahiplik, karar verme mekanizmasındadır. İSG’de aksiyon almak çoğu zaman bütçe, planlama ve üretim düzeni gerektirir. Makine koruyucu takılacaksa üretim durabilir. Bakım planı yapılacaksa vardiya düzeni değişebilir. Kimyasal depolama standardı değişecekse lojistik süreç etkilenebilir. Bunlar uzman raporuyla başlar ama yönetim kararıyla biter. Yönetim kararı gelmezse rapor kağıt üstünde kalır. Türkiye’de bu nedenle İSG dosyaları büyür ama sahadaki riskler küçülmez.
Dördüncü neden, OSGB modelinin pratik sınırlarıdır. Outsource hizmet modeli Türkiye’de İSG’nin yaygınlaşmasını sağladı. Fakat aynı model, bazı işletmelerde İSG’nin “işletmenin işi” olmaktan çıkmasına da sebep oldu. İşletme, İSG’yi dışarıdan alınan hizmet gibi görmeye başladı. Bu bakış açısı doğal olarak şunu doğurur: “Uzman geliyor, rapor yazıyor, tamam.” Oysa rapor yazmak, İSG’nin başlangıcıdır. Devamı aksiyonların kapanmasıdır. OSGB raporu aksiyon kapanmasına dönüşmüyorsa, süreç kağıtta kalır.
Üretim Temposu ve Ertelenen Riskler
Beşinci neden, Türkiye’de çalışma hayatının en baskın gerçeği olan üretim temposudur. Üretim hedefleri çoğu zaman İSG’nin önüne geçer. Bu, sadece patronun tutumundan değil; piyasanın baskısından da kaynaklanır. Sipariş yetişecek, termin var, müşteri baskısı var, rekabet var. Bu ortamda İSG “şimdi değil” denilerek ertelenir. Ertelenen riskler birikir. Biriken risklerin kaydı tutulur ama önlemi alınmaz. Kayıt tutulduğu için de işletme kendini “İSG yapıyoruz” sanır. Bu, kağıt üzerinde İSG’nin en tipik örneğidir: kayıt var, kontrol yok.
Altıncı neden, İSG’nin davranış boyutunun zayıf yönetilmesidir. Türkiye’de birçok işletme eğitim verir, imza alır, dosyaya koyar. Fakat davranış değişimi izlenmez. Eğitim, bir sistemin parçası değil; bir formalite haline gelir. Sahada çalışan, gerçek üretim baskısıyla hareket eder. Şef “hızlı ol” der. Usta “biz böyle yapıyoruz” der. Taşeron “iş bitsin” der. Bu ortamda İSG davranışı kalıcı hale gelmez. Kalıcı hale gelmeyen davranış ise kağıtta kalır.
Kontrol Mekanizması ve Disiplin
Yedinci neden, takip mekanizmasının yokluğudur. Türkiye’de İSG’nin gerçek sorunu “tespit” değil “kapanma”dır. Uygunsuzluklar tespit edilir. Defalarca tespit edilir. Ancak kapanmaz. Aynı uygunsuzluklar her raporda tekrar eder. Bu tekrar, sistemin çalışmadığını gösterir. Kağıt üstünde kayıt artar ama sahadaki risk azalmadığı için gerçek bir gelişim olmaz. İşletme yıllarca aynı şeyleri konuşur, aynı şeyleri yazar ama aynı risklerle yaşamaya devam eder.
Bu noktada İSG’nin kağıt üzerinde kalmasının asıl nedeni daha net görünür: kontrol mekanizmasının kurulmamış olması. Kontrol mekanizması, riski aksiyona dönüştürmek ve aksiyonu kapatmaktır. Aksiyonun sorumlusu belliyse, tarih belliyse, gecikme görünürse, tekrar izlenirse; kağıt sahaya iner. Türkiye’de kağıdın sahaya inmemesinin sebebi, bu mekanizmanın eksikliğidir.
Sonuç ve EGEROBOT İSG-SİS® Perspektifi
Türkiye’de İSG’nin kağıt üzerinde yürümesinin temel nedeni mevzuat değil; İSG’nin işletmede “sistem” olarak değil “zorunluluk” olarak konumlanmasıdır. Denetim odaklılık, OSGB modelinin yanlış algılanması, üretim baskısı, yönetim sahipliği eksikliği ve takip mekanizmasının yokluğu; İSG’yi belgeye sıkıştırır. Bu sıkışma, sahada riskleri azaltmaz. Risk azalmazsa da İSG sürekli aynı döngüyü yaşar: kağıt büyür, gerçeklik değişmez.
EGEROBOT İSG-SİS® bu dönüşüm için geliştirilmiş bir sistemdir. Amaç, kurumun dosyalarını büyütmek değil; kurumun kontrol kapasitesini büyütmektir. OSGB raporlarını sahadaki aksiyonlara bağlayan, gecikmeleri görünür kılan, kurumsal hafızayı işletmenin içinde tutan ve yönetimi veriye dayalı karar almaya zorlayan bir yapı kurar. Böylece İSG, “evrak işi” olmaktan çıkar; işletmenin sürdürülebilir güvenlik ve yönetim disiplinine dönüşür.
İSG-SİS® İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi
İSG süreçlerini kağıt üzerinden sahaya indirin. Gerçek bir kontrol ve takip disiplini kuran İSG-SİS® çözümlerimizle tanışın.
Hizmetimizi İnceleBizimle İletişime Geçin
İşletmenizde kağıt üzerinde kalan İSG süreçlerini gerçek bir yönetim sistemine dönüştürmek için ekibimizden destek talep edebilirsiniz.
Demo ve İletişim