Yatırım Tezi: Regülasyonlu Sektörlerde Dikey SaaS Platformu Kurmak

Türkiye'de girişimcilik ekosistemi olgunlaştıkça, yatırımcıların da girişimlerde aradığı temel şey netleşti: yalnızca "iyi ürün" değil, sürdürülebilir şekilde büyüyebilen, fiyat gücü olan ve krizlerde bile ayakta kalabilen bir iş modeli. Bunun en güçlü cevaplarından biri, regülasyonlu sektörlerde dikey SaaS platformları kurmak.
Dikey SaaS, genel amaçlı yazılımların aksine belli bir sektörün işini uçtan uca çözen, o sektöre özgü mevzuat, süreç, raporlama ve iş disiplinini yazılımın merkezine yerleştiren bir ürün yaklaşımıdır. Regülasyonlu sektörler dediğimizde ise iş sağlığı ve güvenliği, çevre uyumu, kalite, periyodik kontrol, eğitim süreçleri, denetim ve benzeri alanlardan bahsediyoruz. Türkiye gibi mevzuatın hem güçlü hem de sahada "fiilen" belirleyici olduğu pazarlarda bu yaklaşım sadece bir ürün stratejisi değil, başlı başına yatırım tezidir.
Regülasyonun İki Yüzü
Bir yatırımcı gözüyle baktığınızda regülasyonun iki yüzü vardır. Birinci yüzü, iş yapmayı zorlaştırmasıdır. Zorunluluklar, denetimler, belge yükümlülükleri, rapor formatları, imza düzenleri ve sürekli değişen uygulamalar… Bunlar çoğu girişimci için "karmaşa" gibi görünür.
Oysa ikinci yüzü, yani yatırımcının sevdiği yüzü şudur: regülasyon aynı zamanda pazarı sürekli canlı tutan ve talebi mecburi kılan bir mekanizmadır. İşletme büyüsün veya küçülsün, konjonktür iyi veya kötü olsun, mevzuatın zorladığı süreçler devam eder. Kurumlar "isterse" değil, "mecbur olduğu için" bu işi yapmak zorundadır.
Bu mecburiyet, SaaS modeli için en değerli şeyi doğurur: süreklilik. Türkiye'de yatırımcıların özellikle 2023 sonrası dönemde daha temkinli hale gelmesiyle birlikte, süreklilik ve tahmin edilebilir gelir arayışı daha da arttı. Bu noktada regülasyonlu dikey SaaS'lar, "nice to have" değil, "must have" ürünler haline gelir.
Türkiye Pazarının Gerçeği
Türkiye pazarının bir diğer gerçeği, regülasyonun kağıt üzerinde kalmaması ve fiili uygulama üretmesidir. Yani mevzuat yalnızca bir metin değil, sahada doğrudan iş planı çıkaran bir güçtür.
İş sağlığı ve güvenliği özelinde bunun karşılığı çok nettir: eğitim planları hazırlanır, çalışanlara eğitim tanımlanır, sınav yapılır, katılım belgesi üretilir, tutanaklar düzenlenir, imzalar toplanır, risk değerlendirmeleri revize edilir, denetimler yapılır, uygunsuzluklar kapatılır.
Türkiye'de bu süreçlerin büyük kısmı hâlâ Excel ve WhatsApp üzerinden "yürütülüyor gibi" yapılır. Ancak ölçek büyüdükçe bu yöntemlerin sürdürülemez olduğu noktaya gelinir. İşte bu moment, dikey SaaS'ın en güçlü giriş kapısıdır. Çünkü dikey SaaS yalnızca süreçleri dijitalleştirmez; kurumun "kanıt üretme" ihtiyacını çözer. Denetim kültürünün olduğu ülkelerde asıl ihtiyaç budur: işi yapmak değil, yapıldığını ispat etmek.
Yerli ve Yabancı Yatırımcı Perspektifi
Yerli yatırımcı davranışını düşündüğümüzde burada çok kritik bir dinamik var: Türkiye'de yatırımcılar genellikle "pazar çok büyük mü?" sorusunu sorar ama bir süre sonra "pazara giriş kapısı var mı?" sorusu daha önemlidir.
Regülasyonlu sektörlerin pazar büyüklüğü çoğu zaman yanıltıcıdır çünkü segmentler parçalıdır, müşteri tipleri farklıdır ve satın alma motivasyonu çeşitlidir. Fakat tam da bu nedenle dikey SaaS avantajlıdır: ürün bir defa mevzuata uygun şekilde kurgulandığında, müşteri "üretmek zorunda olduğu çıktılar" üzerinden satın alır.
Bu bir HR yazılımı gibi sadece verimlilikle açıklanmaz; bu bir finans yazılımı gibi sadece maliyet düşürmeyle satılmaz. Bu, kurumu riskten koruyan, cezadan koruyan, itibar kaybını önleyen ve yönetim düzeyinde rapor üretmeyi mümkün kılan bir sistemdir. Türkiye'de özellikle orta ve büyük ölçekli sanayi şirketleri için bu tür ürünler "operasyonel maliyet" değil, "kurumsal sigorta" gibi görülmeye başlar. Bu algı değişimi, fiyatlama gücü yaratır.
Defensible İş Modeli
Yabancı yatırımcı perspektifinde ise farklı bir nokta devreye girer: regülasyonlu dikey SaaS'lar genellikle "defensible" iş modelleridir. Yani taklit edilmesi zordur. Çünkü içeride sadece yazılım değil, domain bilgisi, saha deneyimi ve yıllar içinde birikmiş mevzuat refleksi vardır.
Yabancı fonlar Türkiye'de yatırım yaparken iki şeye özellikle dikkat eder: birincisi pazara uyum sağlayabilen, ikincisi ise belirli bir bölgeye açılabilecek iş modeli. Regülasyonlu dikey SaaS'larda bu iki kriter eş zamanlı mümkün hale gelir.
Çünkü Türkiye'de regülasyon serttir ve kurumlar süreçleri "tam" yürütmeye çalışır. Bu zorluk bir kez aşıldığında elde edilen ürün, MENA bölgesine ya da Avrupa'da belirli nişlere taşınabilir. Regülasyon farklıdır ama mantık aynıdır: süreç standardizasyonu, dokümantasyon, denetim izi, eğitim yönetimi, aksiyon takibi. Yani ürünün omurgası taşınabilir, adaptasyon stratejisi yapılabilir.
EGEROBOT®'un Yatırım Değeri
Bu noktada EGEROBOT® gibi bir yapının yatırım tezindeki değeri daha da netleşiyor. Çünkü EGEROBOT®'un bulunduğu alan, yalnızca bir yazılım satışı değil; endüstriyel gerçeklikte sahaya dokunan, kurumsal risk ve uyum yönetiminin merkezine oturan bir ekosistem kurma fırsatıdır.
Türkiye'de pek çok girişim "yatay ürün" çıkar ve her yere satmaya çalışır. Sonuç çoğu zaman şudur: ürün bir şeye benzer ama kimse için vazgeçilmez olmaz. Dikey SaaS'ın avantajı tam tersidir: belirli bir müşteride vazgeçilmez hale gelirsiniz. Vazgeçilmez olduğunuzda churn düşer, upsell kolaylaşır, referans gücü artar.
Türkiye'de yatırımcıların çok yakından bildiği bir gerçek var: güçlü referans zinciri olan kurumsal yazılım, nakit yaratır. Nakit yaratan SaaS, yatırımın riskini düşürür.
Modüler Büyüme Stratejisi
Ayrıca regülasyonlu sektörlerde ürünleşmenin bir başka stratejik getirisi daha var: modüler büyüme. Bir kurum genellikle tek bir modülle girer, sonra ihtiyacı genişler.
Eğitim modülüyle girersiniz, denetim modülü ister; denetimle girersiniz, aksiyon yönetimi ister; uygunsuzlukla girersiniz, raporlama ve KPI ister; sağlık süreçleri ayrı bir başlıktır, periyodik kontrol ayrı bir başlıktır. Bu modüller birbirini besler.
Dikey SaaS platformu kurmak demek, sadece bir yazılım geliştirmek değil; kurumun uyum ve risk operasyonunu sahiplenen bir dijital işletim sistemi kurmak demektir. Bu da yatırımcı açısından "tek ürün riski"ni azaltır. Yatırımcı tek bir modüle değil, platforma yatırım yaptığını bilir.
Sürdürülebilir Büyüme
Türkiye'de yatırımcıların bir kısmı hızlı büyüme hayaliyle yanar; bir kısmı ise artık daha fazla "yönetilebilir büyüme" arar. Regülasyonlu dikey SaaS stratejisi, ikinci grubu özellikle etkiler.
Çünkü büyüme; sahada ihtiyacı olan, bütçesi olan, denetim baskısı olan müşterilerden gelir. Ürünün satışı "trend" ile değil "zorunluluk" ile beslenir. Bu da sürdürülebilirlik demektir.
Tam da bu yüzden, yatırım tezi kurarken regülasyonlu dikey SaaS yaklaşımı yatırımcıya güçlü bir hikâye verir: bu ürün, kriz döneminde bile satılabilir; çünkü kurumlar uyumu erteleyemez.
Ekip ve İcra Yetkinliği
Elbette bu tez tek başına yeterli değildir. Yatırımcı için asıl soru şudur: bu ekip bunu icra edebilir mi?
EGEROBOT®'un avantajı burada ortaya çıkar: hem sektörü bilen hem de ürünleştirme aklı olan bir yapı, Türkiye'de çok nadir bulunur. Çünkü bir ekip ya sahayı bilir ama ürünü kuramaz, ya ürün kurar ama saha gerçekliğiyle uyuşmaz. Regülasyonlu dikey SaaS'ın kazananı, bu ikisini aynı anda bilenlerdir.
Ve tam da burada doğru yatırımcı ortaklığı oyunun çarpan etkisini yaratır. Yatırım yalnızca sermaye değildir; network, mentorluk, kurumsal erişim, doğru işe alım stratejileri, satış organizasyonu tasarımı ve uluslararası açılım için kritik yol haritalarıdır.
Türkiye'de "para verdim büyüsün" dönemi bitti; artık "yanına güç kattım büyüsün" dönemi var. Bu noktada EGEROBOT®'un aradığı yatırımcı, sadece fon değil; birlikte büyütecek bir stratejik ortaklık yaklaşımıdır.
Sonuç
Regülasyonlu sektörlerde dikey SaaS platformu kurmak Türkiye'de gerçek bir yatırım fırsatıdır. Çünkü:
- Talep zorunludur - Kurumlar mecbur olduğu için kullanır
- Müşteri değeri yüksektir - Kurumsal sigorta gibi görülür
- Ürün vazgeçilmez olabilir - Churn düşük kalır
- Modüler büyüme mümkündür - Tek ürün riski azalır
- Bölgesel ölçeklenme potansiyeli taşır - Ürün omurgası taşınabilir
EGEROBOT® bu tezi yalnızca teorik olarak değil, sahaya temas eden gerçek ihtiyaçlar üzerinden inşa etmektedir. Biz bugün, bu platformu büyütmek ve bir sonraki seviyeye taşımak için yatırımcılarımıza kapımızın açık olduğunu söylüyoruz.
Doğru yatırımcıyla birleşen doğru ürün, Türkiye'de sadece bir girişim kurmaz, bir kategori lideri çıkarır.
EGEROBOT® ile birlikte bu kategori liderliğini inşa etmek isteyen yatırımcılarla tanışmaya, strateji konuşmaya ve birlikte büyümeye hazırız.
Yatırımcı İlişkileri
Yatırımcı mısınız? EGEROBOT® ürünümüzü ve planlarımızı konuşmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Sadece sermaye değil, deneyim ve rehberlik de arıyoruz. Birlikte büyümek isteyen yatırımcılarla tanışmak istiyoruz.