Kurumsal Hafıza Neden OSGB’de Oluşmaz?

OSGB Modeli ve Hafıza Kırılganlığı
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin büyük bölümü OSGB modeli üzerinden yürütülüyor. Bu model, doğru işletildiğinde firmalara önemli bir katkı sağlar: uzmanlık erişimi, mevzuat uyumu, saha gözlemi, raporlama, eğitim planlaması ve temel İSG disiplinlerinin kurulmasına destek. Özellikle İSG ekibi olmayan veya bu alana yeni giren işletmeler için OSGB desteği çoğu zaman bir başlangıç basamağıdır. Ancak sahada yıllar içinde defalarca görülen kritik bir gerçek vardır: Kurumsal hafıza OSGB’de oluşmaz.
Bu cümle, OSGB’leri değersizleştirmek veya dış hizmeti eleştirmek için kurulmaz. Aksine gerçek bir sorunu, sahada yaşanan bir kırılganlığı ifade eder. Çünkü kurumsal hafıza, bir kurumun kendi iç süreçlerinde, kendi sahipliğiyle, kendi karar mekanizmasında ve kendi takip düzeninde oluşur. OSGB dışarıdan gelir, tespit yapar, rapor yazar, önerir; fakat kurumun günlük akışını ve karar disiplinini içeriden yönetemez. Kurumsal hafıza, sadece belge biriktirmek değildir; yaşananların sistematik bir biçimde öğrenmeye, standarda ve davranış dönüşümüne dönüşmesidir.
Türkiye’de OSGB değişikliklerinin ardından “her şey sıfırdan başlıyor” hissi yaşayan işletmelerin sayısı az değildir. Yeni uzman gelir, farklı risk dili kullanır, farklı formatta rapor hazırlar, eski kayıtlarla bütünleşemez. Bu durum, işletmenin İSG hafızasının aslında OSGB’de değil, hiçbir yerde tam anlamıyla oluşmadığını gösterir. Bu yazı, Türkiye’de kurumsal hafızanın OSGB’de neden oluşmadığını; bunun işletmelere nasıl maliyet ürettiğini ve çözümün nasıl kurulabileceğini analiz eder.
Sahiplik vs. Hizmet: Sorumluluğun Adresi
Kurumsal hafızayı anlamak için önce şu ayrımı yapmak gerekir: OSGB, hizmet sağlar; kurum ise sorumluluğu taşır. Mevzuat açısından da pratik açısından da bu böyledir. Türkiye’de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun mantığı, işverenin sorumluluğu üzerine kuruludur. İşveren İSG hizmetini dışarıdan alabilir; uzmanı OSGB üzerinden görevlendirebilir; hatta birçok faaliyeti dış kaynakla yürütebilir. Fakat sorumluluk devredilemez. Bu, hukuken açık olduğu kadar sahada da nettir: OSGB, işletmenin yerine karar veremez.
Kurumsal hafıza dediğimiz şey, aslında kararların sürekliliğidir. Bir işletmenin yıllar içinde hangi risklerle karşılaştığı, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemlerin işe yaradığını, hangilerinin yetersiz kaldığını, hangi ekipmanlarda kronik sorunlar olduğunu, hangi davranışların tekrar ettiğini, hangi departmanlarda aksiyonların geciktiğini ve hangi süreçlerin sürekli zafiyet ürettiğini bilmesidir. Bu bilgi, raporlarda tek tek yazabilir. Ancak raporların hafızaya dönüşmesi için kurumun kendi içinde bir takip ve değerlendirme mekanizması kurması gerekir. OSGB raporu hafıza üretmez; ancak hafızayı besleyebilir.
Türkiye’de OSGB modelinin kırılgan tarafı buradadır. OSGB uzmanı aynı anda çok sayıda firmaya hizmet verir. Zamanı sınırlıdır. Çoğu zaman sahaya sınırlı sürelerle gelir. Gördüğünü raporlar. Ancak raporun sahaya dönüşmesi işletmenin iç organizasyonuna bağlıdır. Eğer işletmede aksiyon mekanizması yoksa, rapor arşive gider. Bir sonraki ay benzer rapor gelir. Bir sonraki ay yine benzer rapor gelir. Bu tekrarlar bir süre sonra normalleşir. Bu normalleşme, kurumsal hafızayı büyütmez; tam tersine hafızayı köreltir. Çünkü kurum aynı şeyi defalarca duyar ama bir şey değişmez. Sonuçta rapor bir “ses” olmaktan çıkar, bir “gürültü”ye dönüşür.
Bağlam ve Kayıtlar: Neden OSGB'de Kalmaz?
Bu noktada bazı işletmeler şu hatalı beklentiye girer: “OSGB hafızayı tutuyor zaten.” Oysa OSGB’nin hafızası, işletmenin hafızası değildir. OSGB’nin kendi sisteminde belki raporlar vardır, belki geçmiş kayıtlar vardır. Fakat işletme OSGB değiştirdiğinde bu hafıza işletmeyle birlikte taşınmaz. Daha doğrusu taşınsa bile anlamını yitirir. Çünkü hafıza sadece dosya değildir; bağlamdır. İşletmenin içindeki süreç diliyle, ekipman kimliğiyle, saha gerçekliğiyle, geçmişte alınan kararların nedenleriyle birlikte yaşar. OSGB değiştiğinde bu bağlam kopar. Yeni uzman dosyayı görür ama geçmişte o riskin hangi koşullarda oluştuğunu, hangi aksiyonların neden kapanmadığını veya hangi direncin yaşandığını aynı şekilde bilemez.
Türkiye’de OSGB hizmeti alan kurumlarda en sık görülen hafıza kaybı noktası “aksiyon kapanma disiplinidir”. Uygunsuzluk tespit edilir, raporlanır; fakat kapanma doğrulaması ya yapılmaz ya da sadece sözlü kalır. Yeni uzman geldiğinde bu kapanmamış işlerin geçmişi net değildir. İşletme tarafı da çoğu zaman “kapattık” diyerek geçer, çünkü belgelenmiş bir kapanma mekanizması yoktur. Böylece risk yönetimi, hatırlayan kişilere bağlı hale gelir. Kişiler değiştiğinde de hafıza kaybolur.
Analiz ve Kontrol: Sistemin Sahipliği
Bunun bir başka boyutu da periyodik kontrol ve bakım süreçleridir. Türkiye’de bakım disiplininin zayıf olduğu işletmelerde periyodik kontroller çoğu zaman denetime yakın tarihe sıkıştırılır. OSGB bu kontrol eksikliğini raporlar. İşletme “tamam yaptıracağız” der. Bir sonraki dönemde yine aynı konu gündeme gelir. Yıllar içinde bu tür süreçler tekrar eder. Fakat gerçek bir kurumsal hafıza oluşsaydı işletme şunu bilir ve yönetirdi: hangi ekipmanlar kronik problemli, hangi tedarikçiler sorun çıkarıyor, hangi lokasyonlarda bakım gecikiyor, hangi departmanlarda aksiyonlar hep sürünüyor. Bu bilgi, OSGB raporunda parça parça vardır ama işletmenin yönetim ekranında bütün olarak yoktur.
Kurumsal hafızanın OSGB’de oluşmamasının en kritik nedeni ise sahipliktir. Hafıza, sahiplik olmayan yerde yaşamaz. Sahiplik, yalnızca “sorumlu yazmak” değildir; yönetim kararı üretmektir. OSGB rapor yazar ama yatırım kararı veremez. OSGB aksiyon önerir ama üretimi durduramaz. OSGB eğitim verir ama sahada disiplin uygulayamaz. Bunlar işletmenin iç kontrol mekanizmasıdır. İç kontrol mekanizması zayıfsa, hafıza dışarıda oluşamaz. Çünkü dışarıda oluşan şey hizmet kayıtlarıdır; hafıza değil.
Bu sebeple Türkiye’de sürdürülebilir İSG’nin ana kırılımı şudur: OSGB hizmeti “İSG’nin kendisi” olarak görülmemelidir. OSGB, İSG’nin bir parçasıdır. Asıl sistem kurumun kendi içinde kurulmalıdır. Kurum, kendi İSG hafızasını kendi çatısı altında tutmadıkça, OSGB değişiklikleri veya personel değişiklikleri her seferinde süreci sıfırlar. Bu da hem maliyeti artırır hem de riskleri büyütür.
Sonuç ve EGEROBOT İSG-SİS® Perspektifi
Kurumsal hafıza OSGB’de oluşmaz, çünkü kurumsal hafıza hizmet sağlayanın raporlarında değil, işletmenin kendi süreçlerinde yaşar. OSGB raporları değerlidir; fakat raporun hafızaya dönüşmesi için kurumun takip, kapanma ve öğrenme mekanizmasını kurması gerekir. Türkiye’de pek çok işletmenin yaşadığı kırılganlık, OSGB değiştiğinde sistemin sıfırlanmasıdır. Bu kırılganlığın temel nedeni, hafızanın kurum içinde gerçek anlamda yapılandırılmamış olmasıdır.
EGEROBOT İSG-SİS® yaklaşımı burada kritik bir rol oynar. Amaç, OSGB’yi devre dışı bırakmak değil; OSGB raporlarını kurumsal hafızaya dönüştüren bir omurga kurmaktır. Risklerin, uygunsuzlukların, aksiyonların ve kapanmaların tek bir sistemde izlenmesi; sorumlulukların netleşmesi; gecikmelerin görünür olması; tekrar eden risklerin trend olarak ortaya çıkması ve tüm bu bilginin işletmenin içinde kalması, hafıza üretmenin temelidir. Böylece İSG, denetimden denetime hatırlanan bir zorunluluk olmaktan çıkar; çünkü sistem kurumda yaşar.
EGEROBOT İSG-SİS® yalnızca yazılım sunmaz; aynı zamanda bu hafızanın nasıl kurulacağına dair danışmanlık yaklaşımıyla işletmeye rehberlik eder. Çünkü hafıza, sadece kayıt tutmakla değil; doğru metodolojiyle oluşur. Türkiye’de İSG’nin sürdürülebilir olması, dış hizmetin varlığına değil; kurumun kendi içinde kurduğu kontrol sistemine bağlıdır. Kurumsal hafızayı güçlendirmek isteyen işletmeler için EGEROBOT İSG-SİS® bu dönüşümün temel aracıdır.
İSG-SİS® İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi
Makalede bahsi geçen kurumsal hafızayı mülkiyetiniz altına alın. OSGB raporlarını sistemli bir disipline dönüştüren İSG-SİS® çözümlerimizi inceleyin.
Hizmetimizi İnceleBizimle İletişime Geçin
Kurumunuzda OSGB'den bağımsız, kalıcı bir İSG yönetim sistemi ve kurumsal hafıza kurmak için ekibimizden demo talep edebilirsiniz.
Demo ve İletişim