Patron Neden Riski Bilir Ama Görmezden Gelir?

Türkiye’deki işletme dinamiklerinde patronların riskleri bilmesine rağmen neden ertelediğini, 'görünmez maliyet' psikolojisini ve kontrol mekanizması eksikliğini ele alan bir analiz.

E
EGEROBOT Ekibi
17 Haziran 2020
Yükleniyor...

Patron Neden Riski Bilir Ama Görmezden Gelir?

Patron Neden Riski Bilir Ama Görmezden Gelir?
Patron Neden Riski Bilir Ama Görmezden Gelir?

Bilinçsizlik mi, Yönetim Refleksi mi?

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konuşulduğunda çoğu zaman odak “uzman ne yaptı?”, “OSGB raporu var mı?”, “eğitim verildi mi?” gibi sorular olur. Ancak sahada gerçek kırılma noktası çoğu zaman başka bir yerde yaşanır: işverenin, yani patronun tutumunda. Çünkü İSG sistemi yalnızca teknik bir disiplin değildir; aynı zamanda yönetim kültürüdür. Yönetim kültürü ise karar alma biçimidir. Karar alma biçimi değişmedikçe, İSG evrakları değişse bile sahadaki riskler çoğu zaman aynı kalır.
Türkiye’de birçok patron riski bilmez değil; bilir. Usta başı da bilir, şef de bilir, üretim müdürü de bilir, patron da bilir. Hatta çoğu zaman patron, riskin ne olduğunu uzman kadar sahici bilir. Çünkü sahayı yıllardır görmüştür, sektörün gerçeklerini yaşamıştır. Fakat buna rağmen bazı riskler sürekli ertelenir, bazı eksikler kronikleşir, bazı uygunsuzluklar “idare eder” seviyesinde normalleşir. Bu tablo dışarıdan bakıldığında “ihmal” gibi görünür. Oysa sahada görülen şey çoğu zaman daha karmaşıktır: patronun riski görmezden gelmesi bir bilinçsizlikten değil, Türkiye’nin işletme dinamiklerinden doğan bir yönetim refleksinden kaynaklanır.
Bu yazı, Türkiye’de patronların riski bilmesine rağmen neden çoğu zaman gereğini yapmadığını; bunun altında yatan psikolojik ve ekonomik mekanizmaları; bu yaklaşımın işletmeye nasıl maliyet ürettiğini ve İSG’de gerçek dönüşümün patron açısından hangi çerçevede mümkün olduğunu analiz eder.

Gündem Yarışı ve Görünmez Maliyetler

Öncelikle patronun riski “görmezden gelmesi” çoğu zaman doğrudan inkâr şeklinde değildir. Patron riskin varlığını bilir ama riski “şu an gündem” olarak görmez. Bunun temel nedeni Türkiye’de işletmeciliğin gündem yapısının çok sert olmasıdır. Nakit akışı, tahsilat, sipariş yetiştirme, enerji maliyetleri, işçilik bulma sorunu, taşeron yönetimi, vergi yükü, sigorta yükü… Bu baskılar, patronun zihnini sürekli yangın söndürme modunda tutar. Böyle bir zihinsel ortamda İSG, ancak “kaza olduğunda” veya “denetim yaklaştığında” üst sıraya çıkar. Riskler, gündem yarışında geride kalır.
Bu durumun bir diğer sebebi, riskin “görünmez maliyet” olmasıdır. Patron açısından üretim hattını durdurmanın maliyeti görünürdür; çünkü o gün üretim düşer, sipariş gecikir, müşteri baskısı gelir. Oysa riskin maliyeti belirsiz görünür; çünkü risk gerçekleşmediği sürece kağıt üstünde kalır. Türkiye’de işverenin İSG’ye yatırım yapmasını zorlaştıran en önemli psikolojik bariyer budur: kesin maliyet ile ihtimal maliyetin karşılaştırılması. Patron, kesin olanı görür, ihtimali erteleyebilir gibi hisseder. Oysa sahada gerçek şu: risk bir ihtimal değildir, zamanı belirsiz bir maliyettir. Bugün olmazsa yarın olur. Yarına kaldığında da maliyet büyür.

Normalleşme Yanılgısı ve "Dikkat" Sanrısı

Türkiye’de riskin normalleşmesi de bu süreci hızlandırır. İşletmelerde yıllardır yapılan birçok “yanlış uygulama” zamanla çalışma standardı gibi algılanır. Koruyucusuz makineyle çalışma, etiketlenmemiş elektrik panosu, yetersiz işaretleme, uygunsuz kaldırma taşıma, taşeronun eğitim ve izin süreçlerinin zayıflığı… Bu tablo bazı işletmelerde o kadar alışılmıştır ki “doğruyu yapmak” ekstra iş gibi görülür. Patron açısından ise ekstra iş çoğu zaman maliyet ve zaman demektir. Üretim düzenini bozmadan idare etmek daha kolay görünür.
Bir de Türkiye’de patronun en büyük yanılgılarından biri şudur: “Biz dikkat ediyoruz.” Patron çoğu zaman şöyle düşünür: “Biz yıllardır bu işi yapıyoruz, gözümüz açık, ustamız tecrübeli, başımıza bir şey gelmez.” Bu düşünce güven verici gibi görünür ama İSG açısından kırılgandır. Çünkü İSG kişisel dikkate bırakılamaz. Kişisel dikkat bir sistem değildir. İSG sistem ister. Sistem kurulmadığında ise risk, dikkatin dalgalandığı yerde büyür. İnsan yorulur, acele eder, dalgın olur, yeni personel gelir, taşeron değişir… İşte bu değişkenler, patronun “dikkat” varsayımını boşa çıkarır.

Sorumluluk ve Evrak İllüzyonu

Türkiye’de patronun riski görmezden gelmesinde bir başka önemli faktör de “sorumluluğun dağıtıldığı sanrısıdır.” OSGB ile çalışmak, bazı patronlarda “bu işi onlar takip ediyor” algısı oluşturur. Bu algı, sorumluluğu psikolojik olarak azaltır. Oysa mevzuat bunu kabul etmez. Outsource hizmet almak, işvereni sorumluluktan kurtarmaz. Sahada birçok patron bu gerçeği ancak iş kazası olduğunda sert şekilde deneyimler. Çünkü o gün geldiğinde sorumluluk raporda kime yazıldığıyla değil, işletmenin özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğiyle ölçülür.
Çalışma hukuku açısından da patronun en büyük hatası, İSG’yi “evrak işi” zannetmesidir. Risk değerlendirmesinin yapılmış olması, işverenin riskleri yönetmiş olduğu anlamına gelmez. Eğitim formunun imzalı olması, işverenin eğitimi etkin kıldığı anlamına gelmez. Tatbikat raporu, işletmenin kriz refleksini geliştirdiği anlamına gelmez. Türkiye’de denetim odaklı pratik yüzünden patronlar evrakın koruyucu olduğuna inanabilir. Oysa kaza sonrası değerlendirilen şey evrakın varlığı değil; riskin kontrol edilip edilmediğidir.

İç Kontrol Zafiyeti ve Veri Filtreleme

Patronun riski görmezden gelmesinin bir başka nedeni de işletmenin kendi iç kontrol mekanizmasının zayıf olmasıdır. Türkiye’de birçok işletmede sahadan yönetime doğru gelen bilgi filtrelenir. Usta başı “abartmayalım” der, şef “şimdi iş yetişiyor” der, üretim müdürü “yarın hallederiz” der. Patron sahadaki gerçek riskin tamamını görmez; çünkü gerçek bilgi yukarıya sistematik şekilde çıkmaz. İSG uzmanı tespit yazar ama rapor “dosyaya kaldırılır.” Bu durumda patronun önüne “karar verdiren veri” gelmez. Veri gelmeyince patron da gündemini değiştirmez.
Burada kritik bir gerçek ortaya çıkar: Patron riski görmezden gelmez; risk yönetimi verisi patronun önüne sistematik gelmezse risk gündem olmaz. Bu yüzden İSG’de dönüşümün anahtarı patronu suçlamak değil; patronun karar verme biçimini besleyecek bir kontrol ve izleme sistemi kurmaktır. Patron, doğru veri gelince karar verir. Çünkü Türkiye’de patron, maliyet ile risk arasında seçim yaptığında riskin maliyetini somut görürse yatırım yapar. Sorun, riskin maliyetinin görünmez kalmasıdır.

Sonuç ve EGEROBOT İSG-SİS® Perspektifi

Türkiye’de patronun riski bilmesine rağmen görmezden gelmesi çoğu zaman kötü niyetten değil; gündem baskısından, riskin görünmez maliyetinden, denetim kültüründen ve kontrol mekanizması eksikliğinden kaynaklanır. Patron, “önce üretim” refleksiyle hareket ederken riskin maliyetini gerçekleşmeden önce tam göremez. Bu yüzden risk ertelenir. Ertelenen risk ise birikir ve zamanı geldiğinde işletmeye ağır bir maliyet olarak döner.
Bu döngüyü kırmanın yolu, patronu suçlamak değil; işletmenin İSG kontrol sistemini kurmaktır. Riskler, uygunsuzluklar, aksiyonlar ve tekrarlar yönetim ekranına veri olarak gelmelidir. Kapanmayan aksiyonlar görünür olmalı, tekrar eden uygunsuzluklar trend olarak ortaya çıkmalı, gecikmeler yönetime raporlanmalıdır. Patron ancak o zaman riskin gerçek maliyetini, gerçekleşmeden önce görür ve karar alır.
EGEROBOT İSG-SİS® tam olarak bu noktaya odaklanır. İSG’yi evrak üretim alanı olmaktan çıkarıp bir kontrol sistemine dönüştürür. OSGB raporlarını aksiyonlara bağlayan, sorumluluğu netleştiren, kapanmayı doğrulayan, tekrarları analiz eden ve yönetimi veriyle buluşturan bir yapı kurar. Böyle bir yapı kurulduğunda patronun İSG’ye bakışı da değişir. Çünkü İSG artık “masraf” değil, işletmenin risk maliyetini kontrol eden bir yönetim aracına dönüşür.

İSG-SİS® İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi

Patronun karar verme sürecini güçlendiren, sahadaki gerçek riskleri yönetim masasına veri olarak taşıyan İSG-SİS® çözümlerimizi inceleyin.

Hizmetimizi İncele

Bizimle İletişime Geçin

İşletmenizde 'görmezden gelinen' değil, 'yönetilen' bir İSG sistemi kurmak ve demo talebinde bulunmak için ekibimize ulaşabilirsiniz.

Demo ve İletişim